2016 yılının Nisan ayında Türkiye siyasi arenasında oldukça ses getiren olaylardan biri gerçekleşti. AKP hükümeti, milletvekillerinin dokunulmazlıklarını topluca kaldırmayı amaçlayan bir teklif sundu. Bu teklif, birçok kesim tarafından anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle eleştirildi. Ancak, o dönemde CHP’nin anayasal düzen ve yargı bağımsızlığı endişeleri ikinci plana itilerek, AKP’nin teklifine destek verme kararı alındı. Sonuç olarak, CHP’nin desteğiyle teklif meclisten geçti ve milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı.
İlerleyen dönemde özellikle muhalefetin lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşü ve tutuklanan milletvekilleriyle ilgili gösterdiği tutumlar, büyük bir dikkat çekti. Berberoğlu’nun tutuklanması ve sonrasında başlayan süreç, muhalefetin hassasiyetini artırdı. Kılıçdaroğlu, o dönemde de olduğu gibi, olası fezlekeler ve yeni dokunulmazlık teklifleri gelir gelmez yine aynı tutumu sergilemeye hazır olduğunu belirtiyor. Birçok gözlemci, siyasi arenada yeni bir dönemin başlayabileceğine ve benzer adımların tekrar atılabileceğine işaret ediyor. Kısacası, tarih 2016’daki olayların tekrarını mı gösteriyor, yoksa yeni bir siyasi çatışma dönemi mi başlıyor soruları gündemdeki yerini koruyor.
Gelişmelerin yakından takip edilmesi, özellikle muhalefetin bu duruma nasıl karşılık vereceği ve Cumhurbaşkanı ile hükümet kanadının bu konudaki tutumunun merak uyandırdığı noktalar arasında yer alıyor. Siyasi dengelerin yeniden şekillendiği bu dönemde, milletvekili dokunulmazlıklarının yeniden gündeme gelmesi, hem meclis içi politikaları hem de halkın gündemini etkilemeye devam edecek gibi görünüyor. Bu süreç, Türkiye siyasi tarihinin önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor ve önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmeler, ülke gündemini belirleyecek kadar kritik olacağa benziyor.
